top of page

TÜRK DİZİLERİNİN USTA YÖNETMENİ GÜRSEL ATEŞ İLE SİNEMAYA DAİR


"Ekmek Teknesi"nden "Kurtlar Vadisi"ne Uzanan Bir Kariyer


Türk televizyonlarının sevilen dizilerinin arkasındaki isimlerden biri olan Gürsel Ateş, yönetmenlik kariyerinde birçok başarılı projeye imza attı. "Ekmek Teknesi", "Kurtlar Vadisi" ve "Beni Affet" gibi yapımlarla tanınan Ateş, sektördeki tecrübelerini ve sinemaya olan tutkusunu bizlerle paylaştı. Yönetmenlik serüveninin başlangıcından günümüze kadar uzanan yolculuğunu, oyuncularla olan ilişkilerini ve sektördeki dönüşümleri anlattığı bu keyifli röportajı sizler için derledik.

 

 

 

-  GÜRSEL BEY, SİNEMAYA İLGİNİZ NASIL BAŞLADI?

 

GÜRSEL ATEŞ: Ahmet Uluçay'ın "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" filmindeki gibi, sinemanın çöplüğünden bulduğumuz filmlerle projeksiyon aletinde yansıtmaya çalışırdık. Bir yandan da sektörden ustalarla dirsek teması kurarak, onların yanında yer almaya çalışıp ufak ufak sektöre adım attım. 1993 yılında ilk yönetmenliğimi yaptım ama o, böyle bir sitcom tarzında daha küçük bir işti. Sonrasında 2002 yılında da "Ekmek Teknesi" ile artık yönetmen olup, ondan sonra hep yönetmen olarak devam ettim.

 

-  HOCAM, 2'NCİ YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞINIZ DİZİLERDEN BİRİ DE "KURTLAR VADİSİ" İDİ. O SERÜVENDEN DE BAHSEDER MİSİNİZ BİZE?

 

GÜRSEL ATEŞ: Aslında ondan önce "Deli Yürek" vardı. Deli Yürek'in son yılında Osman Sınav ile çalışmaya başladım. Osman Sınav ile çalışırken de sonraki yıl için hazırlanan Kurtlar Vadisi projesinde, 2'nci yönetmen olarak görev aldım. 3'üncü yılında "Ekmek Teknesi"ne yönetmen olarak geçtiğim için orada onu bırakmış olduk.

 

-  SAVAŞ DİNÇEL İLE ÇALIŞMAK NASIL BİR ŞEYDİ?

 

GÜRSEL ATEŞ: Allah rahmet eylesin. Onlar çok özel insanlar, ustalar oyunculuk anlamında. Çok keyifliydi, onlardan birçok şey öğrendik. Savaş abi ile bir proje yapacaktık, kısmet olmadı. Hatta kendisi de serzenişte bulundu bana. "Niye bunu hayata geçiremedik?" dedi. Dedim abi kısmet olmadı, ne yapalım? Güzel günlerdi.

 

-  HOCAM, KARAKTERLER İÇİN ÖZEL BİR ŞEY YAPTINIZ MI? ÇÜNKÜ BEN İLKOKULA GİDİYORDUM VE HAYRANDIM.

 

GÜRSEL ATEŞ: Senaryo ekibinin başındaki Hasan Kaçan vardı. Hasan Kaçan, kendi yaşadığı mahallede ya da kendi çevresinde birebir karşılığı olan karakterleri yazıyordu. Tebrik edilmesi gereken biri varsa, o da Hasan Kaçan'dır.

 

-  BİR YÖNETMEN OYUNCUYA NE KATABİLİR? BİR OYUNCU BİR YÖNETMENE NE KATABİLİR?

 

GÜRSEL ATEŞ: İsmini vermeyeyim, bir yönetmen arkadaşımız vardı. "Hocam niye bu böyle olmuyor?" dediğinde, "Odunu bile oynatırım." derdi. Ama süreç gösterdi ki odunu oynatamıyorsunuz. Dolayısıyla yönetmenin de bir oyuncu üzerinde yapabileceği şeyler sınırlı. Sonuçta elinizde bir hamur var ya da bir ürün var. Ürünler ne kadar kaliteli olursa, sizin yaptığınız yemeğin lezzeti de o kadar iyi olur. Kötü üründen bir yemek yaptığınız zaman lezzete ulaşamazsınız. İyi oyuncu her zaman yönetmenin elini güçlendirir. "Bir de böyle mi alsak?" der. Yönetmenin o anda aklına gelmeyen bir yorum sağlayabilir.

 

-  BİR OYUNCUNUN YÖNETMEN OLABİLECEĞİNİ FARK EDEBİLİYOR MUSUNUZ?

 

GÜRSEL ATEŞ: Oyuncu arkadaşların çok öyle talepleri olmuyor genelde. Çünkü oyuncu olarak kalmak istiyorlar. Ben yıllardır yönetmenlik yapıyorum, oyuncu olamam, kötü oynarım. Hazır olan oyuncu bu performansı sergileyebilmesi için, görmeyecek, duymayacak, işitmeyecek. Sadece orada olacak.

 

-  ÇEKTİĞİNİZ PROJELERDEN BİRİ DE "DENİZ YILDIZI". BU PROJEDEN BAHSEDER MİSİNİZ?

 

GÜRSEL ATEŞ: Deniz Yıldızı bir gençlik işiydi. Eğlenceli, keyifli, güzel bir işti. Seyirciye de aktardık ki 7 yıl devam etti. Doğru kast yapmanın önemli unsurlarından biri de, no name oyuncularla çalışmak. No name ise doğru insanlara ulaşırsın ama isimse, isim bir süre sonra o projenin önüne geçer. Atıyorum, Kenan İmirzalıoğlu'nun dizisi denir. Ama no name ise daha özgür olursunuz, daha o kişileri insanlar izlediğinde gerçekten o zanneder.

 

-  "DELİ YÜREK", "EKMEK TEKNESİ" VE BUGÜNÜN GÜNLÜK DİZİLERİNE KADAR OLAN DÖNÜŞÜMÜ NASIL GÖZLEMLEDİNİZ? NEYE YORUYORSUNUZ?

 

GÜRSEL ATEŞ: Bu dönüşüm teknolojik olarak bize çok artılar getirdi. Duygular ve değerler açısından belki aynı şeyi söyleyemeyiz ama mesela biz eskiden 82-83 yılında başladığımda fotoğraf çekmek için bile filme, negatife ihtiyacımız vardı. Şimdi ama artık hepimizin cebindeki cep telefonları ile insanlar film çekiyor. Teknolojik olarak büyük artılar geldi ama değerler anlamında, sevgi, saygı, aile, birliktelik gibi şeyleri artık göremiyoruz. Daha ticari olsun diye entrikalı diziler çekiliyor. O dönem daha amatör ve saf bir ruhla başlıyorduk. Şimdi daha profesyonel ve ticari bakılıyor.

 

-  "BENİ AFFET" DİZİSİNDE DE YÖNETMENLİK YAPMIŞTINIZ. BU DİZİDEN DE BAHSEDER MİSİNİZ?

 

GÜRSEL ATEŞ: Güzel bir projeydi. Senaryolar gelir bizim önümüze. Son derece lüks, son derece zengin deyince benim içim daralır. Evet, böyle hayatlar var ama biz o değiliz. Bu yüzden daha gerçekçi hikayeler oluşturduk. No name oyuncularla güzel bir kast yaptık ve herkes rolünün hakkını verdi. En saçma sahneyi bile o oyuncular öyle bir oynadılar ki, seyirci inanılmaz ilgiyle izledi.

 

-  HOCAM, RÖPORTAJ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.

 

GÜRSEL ATEŞ: Ben teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın.

 

 


Gürsel Ateş, Türk televizyonlarında adeta bir okul niteliği taşıyan projelerde yönetmenlik yaparak birçok oyuncunun ve set çalışanının yetişmesine katkıda bulunmuş bir isim. Sinema ve televizyon dünyasına dair derin bilgi ve tecrübelerini bizimle paylaştığı için kendisine teşekkür ediyoruz. Gürsel Ateş'in bu değerli görüşleri, hem sektörde çalışanlar hem de izleyiciler için ilham verici. Kendisine bundan sonraki projelerinde başarılar diliyor ve sinemaya kattığı değerli eserler için bir kez daha teşekkür ediyoruz.


 


Comments


bottom of page